Parkinson hastalığının beyinde neden ve nasıl ortaya çıktığı, hangi belirtilerle kendini gösterdiği, nasıl teşhis edildiği ve bugün hangi tedavi seçeneklerinin bulunduğu hakkında bilgilendirme.
Kısaca
Bu Sayfada
Parkinson hastalığı denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak ellerde titreme gelir. Oysa Parkinson, yalnızca bir titreme hastalığı değildir. Hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik, yürüme ve denge sorunlarının yanı sıra koku alma, uyku, bağırsak düzeni, tansiyon, duygu durumu ve düşünme becerileri gibi pek çok alanı etkileyebilen karmaşık bir nörolojik hastalıktır.
Beynin hareketleri başlatan ve düzenleyen bölgelerini etkileyen, ilerleyici (nörodejeneratif) bir hastalıktır — Alzheimer hastalığından sonra en sık görülen ikinci nörodejeneratif hastalıktır.
Hastalık genellikle sinsi başlar ve yavaş ilerler. İlk belirtiler çoğu zaman vücudun bir tarafında ortaya çıkar, zamanla diğer tarafa da yayılır. Belirtilerin türü, şiddeti ve ilerleme hızı kişiden kişiye önemli ölçüde farklılık gösterir; iki Parkinson hastasının seyri birbirine hiç benzemeyebilir.
Basit bir adım atmak ya da bir bardağı kaldırmak bile, beynin birbirine bağlı pek çok bölgesinin uyum içinde çalışmasını gerektirir. Bu sistemin kilit parçalarından biri bazal ganglionlar adı verilen beyin yapılarıdır; bir hareketin ne zaman başlayacağını, ne kadar güçlü ve hızlı olacağını belirler ve istenmeyen hareketleri baskılar.
Parkinson hastalığında, beyin sapında yer alan substantia nigra pars compacta bölgesindeki dopamin üreten sinir hücreleri zamanla azalır ve kaybolur. Dopamin azaldığında bazal ganglion devrelerindeki denge bozulur; hareketi başlatmak ve sürdürmek zorlaşır.
Önemli bir nokta: hareketle ilgili belirtiler ortaya çıktığında, dopamin üreten hücrelerin önemli bir kısmı çoktan kaybedilmiş olabilir — hastalık, fark edilmeden önce yıllarca sessizce ilerliyor olabilir.
Dopamin eksikliği özellikle şu belirtilerden sorumludur:
Hastalık ilerledikçe noradrenalin, serotonin ve asetilkolin gibi diğer kimyasal haberci sistemlerinde de değişiklikler meydana gelebilir. Depresyon, uyku bozuklukları, tansiyon düşmesi, kabızlık ve düşünme becerilerinde değişiklik gibi motor olmayan belirtilerin önemli bir kısmı bu değişikliklerle ilişkilidir.
Parkinson hastalığının mikroskop altındaki en önemli bulgularından biri, α-sinüklein adı verilen bir proteinin sinir hücrelerinde anormal şekilde birikerek Lewy cisimcikleri denen yapıları oluşturmasıdır. Günümüzde hastalığın tek bir mekanizmayla açıklanamayacak kadar karmaşık olduğu kabul edilmektedir; mitokondri işlev bozukluğu, oksidatif stres, hasarlı proteinlerin temizlenmesindeki aksaklıklar ve nöroinflamasyon da rol oynadığı düşünülen diğer süreçlerdir.
Hastaların büyük çoğunluğunda belirgin tek bir neden bulunamaz — buna idiyopatik (nedeni bilinmeyen) Parkinson hastalığı denir. Günümüzdeki görüş, hastalığın genetik yatkınlık, çevresel etkenler ve yaşlanmanın bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı yönündedir.
Bu risk faktörlerinin birine sahip olmak, Parkinson hastalığına yakalanılacağı anlamına gelmez.
Hayır. Parkinsonizm, hareketlerde yavaşlamaya istirahat titremesi ve/veya kas sertliğinin eşlik ettiği klinik tabloyu tanımlayan genel bir terimdir. Parkinson hastalığı, parkinsonizmin en sık görülen nedenidir; ancak tek nedeni değildir.
Multisistem atrofi (MSA), progresif supranükleer palsi (PSP), kortikobazal dejenerasyon ve Lewy cisimcikli demans gibi bazı nörodejeneratif hastalıklar Parkinson'a benzeyen belirtilerle başlayabilir; ancak genellikle daha hızlı ilerler ve ilaç tedavisine daha sınırlı yanıt verir.
Bazı antipsikotik ilaçlar, metoklopramid, flunarizin ve sinnarizin gibi ilaçlar; beyin damar hastalıkları; toksik maddelere maruziyet; tekrarlayan kafa travmaları ve normal basınçlı hidrosefali de parkinsonizme yol açabilir. Tedavi yaklaşımı nedene göre tamamen değiştiği için, tanı konmadan önce başka bir nedenin olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
Belirtiler kişiden kişiye değişir. Başlangıçta genellikle vücudun bir tarafında daha belirgindir ve bu asimetri önemli bir ipucudur.
Tanı için olmazsa olmaz belirtidir. Sandalyeden kalkmak, giyinmek, düğme iliklemek zorlaşabilir; el yazısı küçülebilir, yüz ifadeleri ve göz kırpma sıklığı azalabilir.
En çok özdeşleştirilen belirtidir. Genellikle el veya parmaklarda başlar, el dinlenirken belirginleşir, iş yaparken azalır. Başlangıçta tek taraflı olması tipiktir.
Her Parkinson hastasında titreme görülmez — hastaların yaklaşık dörtte birinde titreme hiç olmayabilir.
Kaslar hareket ettirildiğinde normalden daha sert ve dirençli hissedilir; omuzda sertlik ("donuk omuz" sanılabilir), boyun/bel ağrısı veya kol-bacakta gerginlik şeklinde fark edilebilir.
Küçük ve sürüklenen adımlar, azalan kol sallanışı, dönerken zorlanma ve yürüme donması (freezing of gait) görülebilir. Denge bozukluğu ve düşmeler çoğunlukla ileri dönemlerde önemli bir sorun haline gelir.
Ses kısılabilir ve tekdüze bir hal alabilir; el yazısı giderek küçülür (mikrografi); ilerleyen dönemlerde yutma güçlüğü gelişebilir — bu durum aspirasyon zatürresi riski taşıdığı için mutlaka hekime bildirilmelidir.
Motor olmayan belirtiler yaşam kalitesini en az hareket belirtileri kadar etkileyebilir; bazıları hareket belirtilerinden yıllar önce başlayabilir.
| Alan | Olası Belirtiler |
|---|---|
| Duyu | Koku alma duyusunda azalma, açıklanamayan ağrılar |
| Uyku | Uykusuzluk, gündüz aşırı uyku hali, huzursuz bacaklar, rüyaları hareketle yaşama |
| Sindirim | Kabızlık, erken doyma, yutma güçlüğü |
| Otonom sinir sistemi | Ayağa kalkınca tansiyon düşmesi, sık idrara çıkma, aşırı terleme |
| Ruh hali | Depresyon, kaygı, isteksizlik |
| Bilişsel işlevler | Dikkat dağınıklığı, planlama güçlüğü; ileri dönemde bazı hastalarda bunama |
REM uykusu davranış bozukluğu, kabızlık ve koku kaybı, Parkinson hastalığıyla ilişkili olabilen erken dönem belirtileri arasında yer alır. Bu belirtilerin tek başına bulunması Parkinson hastalığınız olduğu anlamına gelmez.
Hayır — titremenin en sık nedeni esansiyel tremor adı verilen ayrı bir hastalıktır.
| Özellik | Parkinson Tremoru | Esansiyel Tremor |
|---|---|---|
| Ne zaman belirgin? | El dinlenirken | Hareket ederken veya bir pozisyonu korurken |
| Başlangıç | Genellikle tek taraflı | Genellikle iki taraflı |
| Eşlik eden belirtiler | Yavaşlık, kas sertliği, yürüme değişiklikleri | Genellikle yoktur |
| El yazısı | Küçülür (mikrografi) | Titrek ve dağınık olur, küçülmez |
Parkinson hastalığını tek başına kesin olarak gösteren bir kan testi veya görüntüleme yöntemi yoktur. Tanı, esas olarak hastanın öyküsü ve nörolojik muayene ile konur.
Hastalığın ilk dönemlerinde belirtiler çok hafif ve belirsiz olabileceğinden, tanı çoğu zaman tek bir muayeneye değil belirtilerin zaman içindeki seyrine dayanır. Bazen kesin tanı için bir süre izlem gerekebilir; bu, doğru tanıya ulaşmanın en güvenilir yoludur.
Günümüzde Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yoktur; ancak belirtileri kontrol altına almak için çok etkili seçenekler mevcuttur ve hastaların büyük çoğunluğu uzun yıllar aktif bir yaşam sürdürebilir. Tedavi kişiye özel planlanır.
| İlaç Grubu | Nasıl Etki Eder? | Bilinmesi Gerekenler |
|---|---|---|
| Levodopa | Beyinde dopamine dönüşerek eksikliği yerine koyar | En etkili ilaçtır; yıllar içinde etki dalgalanmaları ve istemsiz hareketler gelişebilir |
| Dopamin agonistleri | Dopamin reseptörlerini doğrudan uyarır | Uyku hali, halüsinasyon; dürtü kontrol bozukluklarına yol açabilir |
| MAO-B inhibitörleri | Dopaminin yıkılmasını yavaşlatır | Erken dönemde tek başına veya ek olarak kullanılabilir |
| COMT inhibitörleri | Levodopanın etkisini uzatır | Yalnızca levodopa ile birlikte kullanılır |
| Amantadin | Farklı bir mekanizmayla etki eder | Levodopaya bağlı istemsiz hareketleri azaltmada kullanılır |
Parkinson ilaçlarını hekiminize danışmadan aniden kesmeyin veya dozunu değiştirmeyin — ani kesilme hayatı tehdit edebilecek bir tabloya yol açabilir.
İlaç tedavisi kadar önemli, çoğu zaman ihmal edilen bir basamaktır: düzenli egzersiz (tempolu yürüyüş, bisiklet, yüzme, dans, tai chi), fizik tedavi, konuşma-yutma terapisi, iş-uğraşı terapisi ve uygun beslenme, belirtilerin yönetiminde önemli katkı sağlar.
İlaç tedavisiyle belirtilerin yeterince kontrol edilemediği hastalarda:
Bu tedavilerin hangi hastaya uygun olduğuna, hareket bozuklukları konusunda deneyimli bir ekip karar verir.
Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı yeni başladıysa, özellikle vücudunuzun bir tarafında daha belirginse bir nöroloji uzmanına başvurmanız önerilir:
Bu belirtiler Parkinson hastalığı anlamına gelmez; ancak erken değerlendirme doğru tanı ve zamanında tedavi açısından önemlidir.
Hastaların büyük çoğunluğunda hastalık doğrudan kalıtsal değildir. Bir yakınınızda Parkinson olması riskinizi bir miktar artırabilir, ancak hastalığa yakalanacağınız anlamına gelmez.
Hayır. Parkinson hastalığı kişiden kişiye bulaşmaz.
Evet. Hastaların küçük bir kısmında belirtiler 50 yaşından önce başlar. Erken başlangıçlı hastalarda genetik nedenler daha sık görülür; hastalık genellikle daha yavaş ilerler.
Güncel bilimsel veriler bunu desteklememektedir. Tedaviye ne zaman ve hangi ilaçla başlanacağı, belirtilerin günlük yaşamı ne kadar etkilediğine göre hekiminizle birlikte verilmesi gereken bir karardır.
Kesin olarak önlediği kanıtlanmış bir yöntem yoktur. Düzenli fiziksel aktivitenin genel beyin sağlığı açısından olumlu etkileri olabileceği düşünülmektedir.