Omurgada yaşlanmayla ortaya çıkan yıpranma değişiklikleri, belirtileri, tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgilendirme.
Bu Sayfada
Dejeneratif omurga hastalıkları, omurgayı oluşturan diskler, eklemler, bağlar ve kemik yapılarda zamanla ortaya çıkan yıpranma ve yapısal değişiklikleri tanımlayan geniş bir kavramdır. Bu değişiklikler çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir parçasıdır; ancak bazı kişilerde ağrıya, hareket kısıtlılığına veya sinir dokularının baskı altında kalmasına yol açabilir.
Omurga; baş ve gövdeyi taşıyan, hareketi sağlayan ve aynı zamanda omurilikle sinir köklerini koruyan karmaşık bir yapıdır. Omurlar arasındaki intervertebral diskler yükü dağıtan doğal yastıkçıklar gibi görev yapar; omurların arka kısmındaki küçük eklemler, bağlar ve kaslar da denge ve hareket açısından önemlidir. Bu yapılardaki değişiklikler kimi zaman hiçbir yakınmaya yol açmazken, kimi zaman boyun veya bel ağrısı, sinir basısı, yürüme güçlüğü ya da kol-bacaklarda güç kaybı gibi belirtilerle kendini gösterir.
Dejeneratif omurga hastalıkları tek bir tanı değil, birbiriyle ilişkili olabilen birçok farklı durumu kapsayan bir şemsiye terimdir.
Diskler büyük ölçüde sudan oluşur; yaşla birlikte su içeriği azalır, disk esnekliğini ve yüksekliğini kaybedebilir. Bu genellikle sessiz bir yaşlanma bulgusudur, ancak bazı kişilerde hareketle artan boyun/bel ağrısı veya sinir kökü basısına bağlı kol-bacak ağrısına yol açabilir; disk fıtığı, kanal daralması veya omurlar arası instabiliteye de zemin hazırlayabilir.
Omurga eklemlerindeki kıkırdak aşınması ve buna eşlik eden kemik değişiklikleridir; en sık boyun ve bel bölgesinde görülür. Vücut aşınmaya yanıt olarak yeni kemik dokusu (osteofit) oluşturabilir — bunlar her zaman şikayete yol açmaz, ancak omurilik kanalına doğru büyürlerse sinir dokusuna baskı yapabilir.
Omurilik ve sinirlerin geçtiği kanalın daralmasıdır; disk bombeleşmesi, eklem büyümesi, bağ kalınlaşması veya osteofitler bu daralmaya katkıda bulunabilir. Bel bölgesinde özellikle yürürken artan bacak ağrısı, uyuşma ve güçsüzlük görülür — oturunca veya öne eğilince rahatlama (nörojenik kladikasyon) tipiktir. Boyunda ileri derece daralma omuriliği etkileyip servikal miyelopatiye yol açabilir.
Sinir köklerinin omurgadan çıktığı kemik kanalların (nöral foramen) daralmasıdır; disk yüksekliği azalması, eklem dejenerasyonu veya osteofitler nedeniyle gelişebilir. Sinir kökü basısı kol veya bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğüne yol açabilir.
Bir omurun komşu omura göre öne veya arkaya kaymasıdır. İleri yaşta görülen dejeneratif formu, disk ve eklemlerin zamanla bozulmasıyla ortaya çıkar ve en sık belde görülür. Bazı hastada belirti vermezken bazılarında bel/bacak ağrısı, yürüme güçlüğü veya sinir basısına bağlı uyuşma-güç kaybı gelişebilir.
Bir sinir kökünün disk, kemik veya bağ dokusu tarafından sıkıştırılmasıdır. Boyunda etkilenen sinir omuzdan kola yayılan ağrıya, belde ise kalçadan bacağa yayılan ve sıklıkla siyatik olarak adlandırılan ağrıya yol açar; ağrıya uyuşma, karıncalanma, his kaybı ve kas güçsüzlüğü eşlik edebilir.
En önemli neden, yaşlanmayla birlikte gelişen doğal yapısal değişikliklerdir. Ancak yıpranmanın hızını ve derecesini etkileyebilen başka etkenler de vardır:
Önemli bir nokta: tüm dejeneratif değişiklikler hastalık anlamına gelmez. Birçok kişinin MR veya röntgeninde disk dejenerasyonu ya da osteofit görülebilir ve hiçbir şikayeti olmayabilir. Bu yüzden görüntüleme bulguları her zaman hastanın yakınmaları ve nörolojik muayeneyle birlikte değerlendirilmelidir.
Belirtiler, omurganın etkilenen bölgesine ve sinir basısının varlığına göre değişir. En sık görülenler:
Omurilik veya sinir köklerinin daha ciddi etkilenmesi durumunda yürüme bozukluğu, denge kaybı, el becerilerinde azalma, belirgin güç kaybı veya idrar/dışkı kontrolünde bozulma gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir.
Bazı belirtiler ciddi sinir basısına işaret eder ve hızlı değerlendirme gerektirir.
Şu belirtilerde gecikmeden hekime başvurulmalıdır: ani gelişen veya hızla ilerleyen kol/bacak güçsüzlüğü, yürümenin belirgin bozulması, idrar veya dışkı kontrolünün kaybolması, idrar yapamama, genital bölge veya makat çevresinde uyuşma, şiddetli travma sonrası başlayan omurga ağrısı.
Bel bölgesindeki sinirlerin ileri derecede basıya uğramasıyla gelişebilen kauda ekuina sendromu, acil değerlendirme ve bazen acil cerrahi gerektirir.
Tanı yalnızca görüntüleme bulgularına bakılarak konulmaz. Değerlendirme üç aşamadan oluşur: hastanın yakınmaları, nörolojik muayene ve gerekli görüntüleme yöntemleri.
Kas gücü, refleksler, dokunma-ağrı duyusu, denge, yürüyüş ve sinir germe testleri değerlendirilir. Bu muayene, görüntülemede görülen değişikliklerin gerçekten yakınmalardan sorumlu olup olmadığını anlamak için önemlidir.
Omurganın genel dizilimi, kemik yapılar, omurlar arası mesafe, spondilolistezis ve deformiteleri değerlendirmede yararlıdır. Öne-arkaya eğilerek çekilen dinamik röntgenler omurlar arası instabiliteyi gösterebilir.
En sık kullanılan yöntemdir; diskleri, omuriliği, sinir köklerini, kanalı ve yumuşak dokuları ayrıntılı gösterir. Disk fıtıkları, kanal darlığı ve sinir basısı çoğu zaman MR ile net biçimde ortaya konur.
Kemik yapıların ayrıntılı değerlendirilmesinde, kemik çıkıntıları ve kırıklarda, bazı cerrahi planlamalarda yararlıdır. MR yapılamayan hastalarda BT veya BT miyelografi tercih edilebilir.
Her hastada gerekmez; sinir kökü basısının varlığını/derecesini değerlendirmek veya şikayetlerin periferik sinir hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığını ayırt etmek için kullanılabilir.
Günümüzde rutin değerlendirmede sınırlı bir role sahiptir; özel ve seçilmiş durumlarda ağrının belirli bir diskten kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştırmak için kullanılabilir.
Tedavi; yaş, yakınmalar, nörolojik muayene bulguları, görüntüleme sonuçları ve günlük yaşamın ne ölçüde etkilendiğine göre planlanır. MR'da dejenerasyon görülmesi tek başına cerrahi gerektirdiği anlamına gelmez — hastaların büyük bölümünde önce cerrahi dışı tedaviler denenir.
Uzun süre tamamen hareketsiz kalmak çoğu dejeneratif omurga probleminde önerilmez; duruma uygun, kontrollü fiziksel aktivite genellikle daha yararlıdır.
Cerrahi her hastada gerekli değildir. İlerleyici kas güçsüzlüğü, omurilik veya ciddi sinir kökü basısı, idrar/dışkı kontrol bozukluğu, belirgin instabilite ya da cerrahi dışı tedavilere yanıt vermeyen ve yaşam kalitesini ciddi etkileyen ağrı durumlarında gündeme gelir. Amaç sinir dokusu üzerindeki baskıyı kaldırmak ve gerektiğinde omurganın mekanik stabilitesini sağlamaktır.
Uygun hastalarda bazı işlemler minimal invaziv omurga cerrahisi yöntemleriyle de yapılabilir; hangi yöntemin uygulanacağı her hasta için ayrı değerlendirilir.
Sinir kökü basısına bağlı kol veya bacak ağrıları cerrahi sonrası genellikle daha öngörülebilir şekilde düzelirken, uzun süredir devam eden salt bel veya boyun ağrısının nedenini belirlemek daha karmaşık olabilir — bu yüzden cerrahi kararında yakınmalar, muayene ve görüntülemenin birbiriyle uyumlu olması önemlidir.
Yaşlanmaya bağlı değişiklikleri tamamen önlemek mümkün değildir, ancak omurga sağlığını desteklemeye yardımcı alışkanlıklar vardır:
MR veya röntgende dejeneratif değişiklik görülmesi her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez — pek çok kişide benzer bulgular hiçbir şikayete yol açmadan bulunabilir. Bu yüzden tedavi görüntülere değil, yakınmalara, nörolojik muayeneye ve bulguların birbiriyle uyumuna göre planlanır. Hastaların önemli bir bölümünde egzersiz, fizik tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle yakınmalar kontrol altına alınabilir; ilerleyici nörolojik kayıp veya ciddi sinir basısı durumunda cerrahi tedavi gerekli olabilir.